DEVLET Bakanı Ali Babacan, gazetelerin ekonomi müdürleriyle yaptığı toplantıda epeyce zorlanmış. Özellikle Faik Öztrak‘ın görevden alınmasıyla ilgili sorulara doyurucu yanıt veremediğini, arkadaşlarımızın hemen hepsi yazmış…

Babacan burada zorlanmış ama bazı sorularda sıkışmamak için doğru söylememeyi tercih etmiş. Arkadaşlar IMF’in, 1.6 milyar dolarlık 4. gözden geçirme parasını bile taksitlendirdiğini hatırlatınca, ‘Taksitlendirmeyi biz istedik’ demiş…

Babacan‘ın bu yanıtı kesinlikle doğru değil…

Babacan, iki haftanın bu tartışmayla geçtiğini, IMF anlaşmasının bu nedenle uzadığını, ‘Kesinlikle bunu kabul edemeyiz’ diye rest çekip, sonunda IMF’in bu talebini kabul etmek zorunda kaldıklarını, kimsenin bilmediğini mi zannediyor? IMF’le anlaşma uzayınca, eurobond’lardan kaynaklanan büyük sıkıntı çıktığını, Merkez Bankası’nın döviz likiditesi için faizleri düşürmek zorunda kaldığını, hafta sonunda büyük patronların Erdoğan ve Gül ile Dışişleri Konutu’nda toplanıp, ‘Ne talepleri varsa kabul edip IMF’le anlaşın, yoksa piyasaları tutmak mümkün olmaz’ diye uyardığını, bunun üzerine alelacele talepleri kabul edip, hafta sonunda anlaşma sağlandığını ilan ettiklerini, bütün bu gerçekleri yok mu zannediyor.

O zaman IMF Başkan Yardımcısı Anne Krueger neden ‘Hükümetin hemen güven sağlaması lazım’ diye açıklama yapıyor. Krueger’ın sapmalara ilişkin eleştirisini de ‘Bizden önceki dönemde sapma olmuş’ diye geçiştirmeniz mümkün mü?

Eğer işler bu kadar iyiyse, IMF dediğiniz kadar güven duyuyorsa, siz hiç hata yapmadıysanız; o zaman IMF Başkanı Koehler, neden sizle o tür bir konuşma yaptı. Neden Köhler’in sorularına vahim hatalarla yanıt verdiniz ve gelen ağır eleştirileri nasıl içinize sindirebildiniz? Neden Krueger sizle yeniden baş başa görüşme gereği duydu, aslında bizim memurumuz olan Kiekens bile size neden o kadar çıkıştı?

Yapmayın, siyasette yutturabilirsiniz ama, ekonomi yalan ve takiyye götürmez…

MERKEZ BANKASI’NDAN HÜKÜMETE BRİFİNG

Devlet Bakanı Babacan, faizlerle ilgili sorulara, ‘faizler emirle düşmez’ yanıtı vermiş. Çok doğru, bir bakanın yapması gereken bir açıklama ama bu söyleminde samimi olup olmadığı konusunda ciddi şüpheler var. Kendisi böyle düşünüyor olsa bile, Erdoğan ya da ‘parti büyükleri’nden talimat gelince ne yapacak, şüpheli…

Geçtiğimiz son bir-kaç aylık dönemde, Irak Savaşına rağmen piyasaların bu kadar sakin seyretmesinde, sadece ve sadece Merkez Bankası’nın etkisi olduğunu kimse unutmamalı. Eğer bu sürede, Hükümetin tezkere başta olmak üzere, yaptığı vahim hatalar hatırlanırsa, herkes herhalde şu savımızı kabul edecektir: ‘Eğer Merkez Bankası özerk olup kendi başına karar vermeseydi, iş zerre kadar güvenin kalmadığı Hükümete kalsaydı, Türkiye ekonomisi Irak savaşı dönemini kaldıramazdı.’

İşte bugün Merkez Bankası Bakanlar Kurulu’na brifing verecek. Bu rutin yapılan bir toplantı ama bu kez faizler nedeniyle büyük önem taşıyor. Geçen haftaki toplantıda faizler konusundaki bazı bakanların kestikleri ahkam, orada kalmalı. Hükümet hata yapıp da, faizler konusunda Merkez Bankası ile çatışmamalı…

Piyasalara da iş düşüyor. Bütün bankalar daha fazla kar yazmak için faizlerde hızlı düşüş istiyor. Ancak unutmamalılar; Merkez Bankası ne yaptığını biliyor..

Ne zaman, ne kadar indirim yapılacağına Merkez Bankası karar verir.

Piyasalar aşırı iyimserlik içinde. Bütün hedefleri Haziran sonu bilançoları ve bütün banka yöneticileri ‘kár baskısı’ altında. Bütün bunlar normal de, piyasa oyuncuları bari geçmişten aldıkları dersleri hatırlayıp, bu kez, biraz yukarı çıkıp tepeden baksınlar ve daha sakin ve sağduyulu olsunlar. Aksi takdirde hepsi altında kalacak.

Hangi anlayışa sahip bir hükümetle, bakanlarla işin götürüldüğünü unutmasınlar..

Erdal SAĞLAM – Hürriyet